Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Sayfa: 1
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gönderen Konu: İSLAM ALEMİNİN DURUMU VE TÜRKİYE 1  (Okunma Sayısı 67 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
zaferseckin
Yeni Üye
*

Tebrik +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« : 08 Temmuz 2008, 23:42:23 »

İSLAM ALEMİNİN DURUMU VE TÜRKİYE   
 MUHTEREM KARDEŞLERİM ; Asırlardır devam edegelen hak ve batıl mücadelesi iyice tahlil edilmeli ve yaşananlardan ibret alınarak bugünümüz ve yarınlarımız için tedbirler almalıyoz. Tabiki bugünümüzün anlaşılabilmesi için öncelikle geçmişi ve hak batıl mücadelesinin tarih içindeki seyrini iyi anlamamız gerekiyor.. Bunun için 5000 yıllık inanç ve hedefleriyle siyonizmi iyi tanımalıyız. Geçmişi kabala inancına dayanan ve inançları gereği yeryüzünü zulme mekan tutan siyonizm iyice anlaşılmalıdır. Firavun zülmü altındaki halkını motive etmek amacıyla kaleme alınan ve o dönemdeki halkına inanç aşılayan Kabala tarafından yazılan kitapları daha sonra inanç sistemi haline getirilmiş ve o kitap doğrultusunda çalışmalarına yön verilmiştir. Kabala inancı aslı unsur olarak şu dört temele dayanmaktadır. 1- Yahudiler üstün ırktırlar. 2- Onlar üstün ırk oldukları için diğer bütün mahlukat onlara köle olarak hizmet edecek veya ölecektir. 3- Onları üstün ırk olarak seçen tanrıları onlara fırat ve dicle nehirleri arasındaki her yeri kapsayan ve kutsal sayılan toprakları onlara vadetmiştir. 4- Kudüste bulunan Mescid-iaksa yıkılarak onun yerine süleyman mabedi kurulacak ve mesih o mabede gelerek onların dünya hakimiyetini onaylayacak ve sonrasında kıyamet kopacak... Ana hatlarıyla özetlemeye çalıştığımız şey Şu anda yeryüzünü ifsad eden ve kangölüne çeviren yahudi inancına sahip olan siyonistler ve onların yeryüzündeki destekçisi mason locaları ile beraber özellikle amerikada bulunan evangelist inanışlı yönetim kesiminin , bu fiilleri yaparken ne amaç güttüklerinin anlaşılması içindir. Nasip olursa diğer yazımızda bu konuya devam edeceğiz ve günümüze kadar olan hadiseleri bu çerçevede incelemeye çalışacağız. İNŞAALLAH
 
Logged
zaferseckin
Yeni Üye
*

Tebrik +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2008, 23:44:29 »

Birinci yazıda belirtildiği gibi siyonizm kabala inancı gereği genel anlamda sıralanan 4 maddenin uygulanması ve hakimiyetlerinin tescillenmesi için faaliyet göstermektedirler.
Şimdi sırası gelmişken ve manası yerine oturmuşken şu açıklamayı yapmış olalım. Güncel olarak kullandığımız ve islamın ortak düşmanlarını kapsayan kelime , yani; ' ırkçı emperyalizm' kelimesinin açılımının ne olduğunu anlamış olacağız. Kendilerini seçilmiş ırk olarak gören ve tanrı tarafından ayrıcalıklı olmakla ödüllendirdiğine inananlar yani syonisstlerin bu manada IRKÇI olduklarını görüyoruz. V e diğer seçilmiş oldukları için onların haricindeki insanlar ve mahlukat onların hizmetçisi olacak yada ölecektir. İşte bu doğrultuda yaptıkları faaliyetlerine ise EMPERYALİST denilmektedir. Dolayısı ile ırkçı emperyalizm kelimesini kullanan herkez siyonistleri, evengalistlerin ve onların işbirlikçilerinin hangi amaçla bu işleri yaptığını farkına varsın veya varmasın dile getirmiş olacaktır. Bu yazımızı okuyan kardeşlerimiz bundan sonra IRKÇI EMPERYALİZM kelimesinin ne mana ifade ettiğini farkında olacak ve ona göre kullanacak tır. Nasipse bir dahaki yazımızda devam edeceğiz. dualarda buluşmak ümidiyle...

Logged
zaferseckin
Yeni Üye
*

Tebrik +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #2 : 08 Temmuz 2008, 23:45:50 »

İşte bu ırkçı emperyalizm dediğimiz ve temelini 5000 yıllık kabala inancından alan batıl taraftarları asırlar boyunca inanca ve inananlara her fırsatta saldırmışlar ve kendi emellerini gerçekleştirmek için çaba sarfetmişlerdir. Ve hala devam etmektedirler. Devam edeceklerdir . çünkü Hak Batıl mücadelesi kıyamet kopana dek devam edecektir. Bu emellerine ulaşmak için çok kan dökmüşlerdir. Geçmişimiz çapulcu sürüleri halinde islam beldelerine yaptıkları haçlı seferlerini püskürttüğümüz kahramanlıklarımızla doludur. Onlar her seferinde hedef olarak hep ortadoğuyu ve buradaki beldeleri hedef almışlardır. Sadece bir hatırlatma olsun için şunu söyleyelim Onlar kana susamış canavarlar gibi kudüsü işgal edip taş taş üstünde bırakmadılar.Hatta inanan insanlara ait olan hayvanatı bile telef ettiler. Tam biz bu işi hallettik dedikleri zaman ortaya Selahaddin eyyübi çıkmıştı ve kudüsü tekrar bu sürünün elinden alarak huzura ve emin ellere teslim etmişti. Burada okuyucu kardeşlerimiz hemen hatırlayacaklar. Daha önceki yazılarımızdan Bu tür işgaller için neden hep kudüsün hedef alındığını. İnançları gereği. Biz sadece bir örnekle dikkatimizi toplamaya yardımcı olduk. Peki bu hadiseleri birleştirdiğimiz zaman Abd nin her yeni başkanının neden ortadoğuda (ırak,afganistan,iran,suriye... v.s.) bir bomba ile kendini adeta biryerlere kabul ettirme ihtiyacı duyduğunu anlatmaya ve anlamaya yeter kanaatindeyiz.
Peki asırlarca bu topraklar üzerinde ve inanan insanlar üzerinde tahakkum kurma isteklerine rağmen neden başarılı olamadılar...Huh? Bu sorunun cevabı aslında hepimizce malum.. Tüm zor şartlara rağmen İnançlı insanlar Kalplerindeki imanı Harp meydanlarına dökerek, onlara geçit vermediler. Ellerinde bulunan o kadar güçlü silahlarına rağmen inanan insanları köle yapamadılar...
Devamı birdahaki yazıya inşaallah...
Logged
zaferseckin
Yeni Üye
*

Tebrik +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2008, 23:47:06 »

bizler biliyoruzki güç herşey demek değildir. Eğer karşısına inanç denen unsur çıkarsa eriyip gider. Çünkü güç hakkın tarafında yer almakla anlam ifade eder. Yakın tarihimizden bir örnekle açıklayalım. Osmanlı imparatorluğu ve 2.ABDULHAMİD HAN dönemi.. Bugünkü siyonizmin o zamanki ağababası Teodor herz denilen batıl sembolu insan zor durumda olduğunu bildiği, her tarafından işgal aşamasında olan, ve iç huzurunun bir şekilde bozulmaya yüz tuttuğunu bildiği Osmanlı imparatorluğunun padişahı ve islamın halifesi 2.ABDULHAMİD han a gelerek filistinden bir miktar toprak karşılığında bir çok sorunlarını çözebilecek çuvallar dolusu para ve altını kendilerine verebileceğini bildirdi. Yani siz sıkışık durumdasınız, yahudilere filistinden biraz toprak verin ve bizde size vereceğimiz paralarla sizin sıkıntılarınızı gidermiş olalım!!!! 2.ABDULHAMİD han bu teklifi şiddetle reddetmiş ve o toprakların bir karışı bile para karşılığı verilemez, nasıl alındıysa ancak öyle savunulur* diyerek teodor efendiyi kapıdan def etmiştir. İşte böyle basiretli ve inancından taviz vermeyen önderler vesilesiyle emellerini ve hayallerini süsleyen arzı mevud hedeflerine ulaşmalarına müsade edilmemişti siyonist mihrakların... Aynı zihniyet Çanakkale geçilmez destanını yazdığımız ve milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY un tabiriyle * bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi * ifadesiyle beyan ettiği şanlı istiklal harbi döneminde bütün güçleriyle , toplarıyla, tanklarıyla, savaş gemileriyle, oburların yemek taslarına saldırdığı gibi saldırdıkları zaman Yine iman ve inanç engeline takılmışlardı... Ogünlerden vereceğimiz bir örnek bizlere şahıs olarak birey olarak ne kadar büyük sorumluluklar yüklendiğini anlamamıza yardımcı olacaktır kanaatindeyiz.
İngilizlerin en büyük zırhlısı sağ sol bütün batarlalarımızı bombalayarak Çanakkaleden giriş yapmak üzere . onlar açısından birkaçyüzmetre sonrası osmanlının sonu , islam aleminin dağılması ,hilafetin yok edilmesi anlamına geliyor... Kendi bataryasında yaralanmış olarak duran Seyit onbaşı etrafa bakıyor.. tüm arkadaşları şehid olmuş.. ve az ötede düşman gemisi salına salına geçmek üzere... Ne yapmam lazım diye etrafa bakarken büyük top mermisi gözüne ilişiyor.. O anda kalkıyor yerden ve 250 kg top mermisini Ya ALLAH diyerek yerden kaldırıyor ve topun ağzına yerleştirip Bismillah diyerek ateşliyor. Sağ ve sol tarafındaki bataryaları yoğun top atşıtla taciz etmiş ve o bataryalardan kendisine bir zarar gelmez zannındaki gemi komutanının ve tüm gemiye bakanların şaşkın bakışları arasında tam isabet eden bir top mermisiyle koca donanmanın en görkemli gemisi sulara gömülüyordu... Seyit onbaşı o haliyle öyle bir işe girişmese idi ve *tekbaşıma ne yapabilirim, artık herşey bitti * düşüncesi ile hareket etseydi belkide o gemi boğazı geçecekti ve düşman emeline ulaşmış olacaktı.. kimbilir. Ama bir gerçek varki oda batılın karşısında samimi olarak hakk için mücadele edilirse ALLAH teala hazretleri 250 kg top mermisinine kaldırtır Hedefini kendisi belirleyen ve nolta atışı yapılabilen çağdaş füzelerinde yönlerini değiştirir. yeterki bizler samimi olalım... İşte bir örnekle Çanakkaleden alıntı yaparak İstersek tek başımıza kalalım ALLAH yardımcı olur düsturunu unutmamamız gerektiğini anlamış oluyoruz..... Örnekler daha çoğaltılabilir Sütçü imamlar Rıdvan hocalar,Şahin beyler v.s. Fakalt meramımızı anlatmak için yeterli olur kanaatindeyiz... İşte bu şekilde en güçlü orduları ve silahlarıyla saldırdıklar ıhalde Bizleri yenemeyen düşmanlar yeni stratejiler oluşturmaya başlamışlardır. Ama temelde daha önce bahsettiğimiz KABALA inançları yani siyonizmin hedefleri doğrultusunda... Bir dahaki yazımızda nasipse bu konulara temas edeceğiz inş...
Logged
zaferseckin
Yeni Üye
*

Tebrik +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2008, 23:48:02 »

Bir önceki yazımızda değindiğimiz Çanakkale savaşından sonra Düşmanlar geri çekilince İngiliz ordularının komunatı kendi yüksek mahkemelerince Başarısızlığından dolayı idama mahkum edilmiştir. İdam öncesinde komutan Yargıçlara şöyle der : Beni idam edeceğinizi biliyorum Fakat bana müsade edin size birşey göstereyim sonrasında yine idam edin der. Yargıçlar bu teklifi kabul ederler. Mahkeme salonunu dışındaki bir havuza su doldurulması talimatını verir. Havuza su doldurulunca İçerisine bir kaç tane balık atar ve askerlere balıkları yakalayın der. Askerler uğraşırlar fakat bir türlü balıkları yakalayamazlar. Komutan bir hidrofor ister ve havuzdaki suyu çeker. Sonrasında havuzun dibinde yerde bulunan balıkları yakalayın diye talimat verir. Askerler için bu çok kolay olmuştur. Hemen havuza atlar ve balıkları getirirler. Yargıçlar sinirlenmişti. Bizi neden boş yere oyaladın diye çıkışırlar. Komutan cevabı ile Yragıçlar dahil Siyonistlerin tamamen onaylayacağı bir cümle kullanır. Bu türkleri elimizdeki bütün şilahlarımızla yüklendiğimiz halde geçemedik ve ortadan kaldıramadık, Tıpkı suyun içerisindeki balıkları yakalayamadığımız gibi... İşte türk milletinin içindeki vatan sevgisini ve Busevgiyi ölüm aşkıyla (şehadet) içlerine nakşettiren Kuran dır. O anlardan alınmadıkça onları ele geçirip yok etmemiz imkansızdır. Yani havuzdaki su onların inancı idi. der. Şimdi bu hikaye bizlere asıl gerçeklerin anlaşılması için anlatılmıştır. Dolayısıyla Küresel emperyalizm veya ırkçı emperyalizm adını ne koyarsak koyalım Hangi amaç üzere kenetlenmiştir? sorusunuz cevabı bir kez daha verilmiş olacaktır. Peki Acaba imanın, inancın ve temeli olan Kuran İslam aleminin elinden, amelinden ve gönlünden nasıl çıkarılacaktı?. Bunun gerçekleşmesi için ne yapılmalıydı.? Yeni strateji ne olmalıydı??? Nasipse devam yazılarında açıklamaya çalışacağız....
Logged
Sayfa: 1
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: